6. SEBEPLERİM
- Meltem KÖSEDAG

- 25 Nis 2020
- 2 dakikada okunur
Kasım, 2019
Bazen hedeflemiş, bazen de muhtaç olmak. Bazen ihtiyaç, bazen özlem duymak. Herşeyin sebebi vardır elbet, kontrol etsek de edemesek de. Bilsek de bilmesek de. Kariyer adımlarımı hedeflerime, hayattan beklentilerime göre attım. Başta hep çok alanda çok öğrenmeye çalıştım ama sonra öğrendim ki az alanda daha profesonel olmak gerekiyormuş. Kariyerde hedeflerim olduğu gerçeğiyle ihtiyaçlarımı belirledim ve artık ihtiyacım olan geliştirme planım da hedefime ulaştıktan sonraki yeni motivasyonumun sebebi oldu. İnsan ilişkilerimde ise yakın ve uzak kalma eşiğimi karşımdakinin karakterine, bana ve kendi hayatında yaptığı katma değere göre ve bana verdiği değere göre belirliyorum. Yıllar sonra eski sevgiliyle yeniden konuşmanın da, yıllar boyunca öz kardeşle konuşmamanın da sebebi aynı; değer vermek, değer görmek..
Karşı cinsle olan ilişkimde ona güvenmekle birlikte kendimi ön planda tutarım, zamanla karşımdakinin neyi hakettiğini tartar ve sonra dengeyi ona göre yeniden belirlerim. Ancak bu çok uzun süren bir süreç değil. ‚Zaman‘ dediğim şey, iki gün bile olabilir.Eskiden daha duygusaldım ve şimdi daha mantıksal davranıyorum. Akılcı ve realistik sebeplerim var şu an her ne yapıyorsam.
Neden uzak ilişki yürüttüm? Kendime sabretmeyi öğretmek için.
Nasıl herşeyden bir kişi için vazgeçtim? Fedakar olmayı öğrenebilmek için.
Onca emek verdiğim ilişkiyi nasıl tek seferde bitirebildim? (Emeklerimin karşılığını en sonunda beklediğim o önemli zaman diliminde göremediğim için, en önemlisi de) Gelecekten umutsuz olduğum için.
Kısa sürede nasıl bu kadar motive bir şekilde hayata dönebildim ve diğer insanlara açık hale gelebildim? Kaybetmemek için. Hayatı ıskalamamak için.
Sebeplerim genel adımlarda mantığa dayalı ama ardında ‚sevdiğim için‘ gibi reddedilemez bir sebep daha yatıyor. Ama nasıl bu kadar gaddar davranabildim ona? Unutabilmek için.
Fikirlerim duygularıma hükmederken, duygularım ön plana çıkınca tam bir ‚insanoğlu‘ oluyorum. Sebeplerim kabul edilemez oluyor bu durumda. ‚Canım istedi‘ de diyemiyorum. Başkalarını da etkileyen hareketlerim için bunu diyemem. Kendi canım istedi diye öyle davranabilme özgürlüğüne sahip değilim, eğer sonucu başkasına da dokunuyorsa. Biliyorum. Peki sebebi sadece duygusal ruh halime dayanan hareketlerime sebep olarak ne göstereceğim? Neye sığınacağım? Hangi akılcı sebebi öne süreceğim kendimi sorgularken? Hiçbir şey işte! Çünkü insanım.
Nisan, 2020
Evet, böyle konuşup konuşup bazen de sadece bir insan olduğumu hatırlardım. Bu beni aslen rahatlattı ama sorularımı cevaplayamadım. Kendimden her koşulda doğru ve kabul edilebilir davranmayı beklememem gerektiğini de tüm bu yazıyı yazarken değil, son kelimeyi yazarken öğrendim. Insanım. Kendimi rahat bırakmıyordum, ensemde bir ben daha sürekli beni yargılıyordu. Aslında halâ da öyle ama ona sus demeyi biliyorum şu an. Bu kadar düşünmek seni tatmin edici bir sonuca vardırmıyor, sus. Çünkü herşeyi bir sonuca vardırmak zorunda da değilsin her sorunun cevabını da bilmiyorsun ve en önemlisi de herşeyi cevaplayabilmek zorunda da değilsin, bırak ufak hatalar yap. Kendini tanımak için sorduğun soruları kendini yargılamaya çevirirsen ortada kalan sen olursun. Kendini çaresiz duruma sokmak yerine, bundan sonra yapacağın her davranış için öncesinde bunları düşünmüş olmanın verdiği tecrübeyle daha doğru hareket edebilme becerisini kazan. Geçmişi geçmişte bırak ve kendinle hesaplaşmayı kes. Çünkü geçmişin hesabını sorarken gelecekte yaşayabileceğin güzellikleri de elden kaçırırsın.
Sevgiler..






Yorumlar